Dünya benzeri gezegenler hakkındaki gerçekler

NASA’nın geçtiğimiz günlerde yaptığı duyuru dünya gündemine bomba gibi düştü ve haliyle ülkemizde de ses getirdi. Bu haber, ülkemizde ve dünyada; Yeni Dünya, Dünya’nın Kuzeni, Dünya 2.0 ve hatta Toplanın Taşınıyoruz gibi manşetlerle medyada yer buldu.

Peki NASA’nın bu duyurusu, Kepler 452-b‘nin gerçekten de üzerinde okyanuslar bulunan,  yağmurlar yağan, yaşanabilir atmosfere ve sıcaklığa sahip bir gezegen olduğu anlamına mı geliyor? Ya da hemen yarın taşınabilsek, üzerinde yaşayabileceğimiz anlamına mı geliyor?

Ne yazık ki büyük ihtimalle hayır ama olabilir de. Çünkü gerçekte, eldeki verilerle kesin olarak söylenebilen şeyler oldukça kısıtlı. Bunlar, gezegenin kütlesi ve buna bağlı tahmini boyutu ile yaşanabilir kuşakta bulunuyor olması.

Kepler Uzay Teleskobu ve Amacı

Kepler, adını Rönesans dönemi astronomlarından Johannes Kepler‘den alan ve 7 Mart 2009‘da uzaya gönderilen bir uzay teleskobudur.

Amacı, Samanyolu galaksisindeki yakın çevresini gözlemleyerek; Dünya boyutlarında ve yaşanabilir kuşakta yer alan gezegenleri tespit etmek ve aynı zamanda “Dünya benzeri” gezegenlerin galaksimizdeki ortalama sayısı hakkında fikir vermektir.

Kepler Uzay Teleskobu
Kepler Uzay Teleskobu

Kepler, Dünya Benzeri Gezegenleri Nasıl Keşfeder?

Elbette, yüzlerce hatta binlerce ışık yılı uzaklıkta yer alan bu gezegenleri görsel olarak incelemek Kepler için bile imkânsızdır. Dünya’nın çevresindeki bir yörünge yerine, güneşin çevresinde dönen bir yörüngeye sahip olan Kepler, sabit bir görüş açısındaki yıldız kümelerini gözler ve elde ettiği verileri Dünya’ya gönderir.

Gönderilen bu veriler kontrol merkezinde incelenir ve yıldızlardan gelen ışıktaki en küçük değişimler tespit edilir. Bunun anlamı da şudur; bu yıldızların yörüngesinde dönen gezegenler, yıldızın önünden geçerken yıldızdan Kepler’a gelen ışığı çok küçük miktarda engeller ve bu durum, ışıktaki hassas değişimleri tespit etmek amacıyla geliştirilen Kepler teleskobu tarafından algılanır. Bu sayede o yıldızın etrafında dönen bir gezegen bulunduğu anlaşılmış olur.

İkinci adım ise bu gezegenin, yıldızına olan uzaklığını ve kütlesini hesaplamaktır. Bunun için de çevresinde dönen gezegenin, yıldızın ışığında yarattığı yalpalama tespit edilir. Kepler, yalpalama hareketinin şiddetini, sıklığını ve mümkün olması halinde ayrıca gezegenin, yıldızının önünden geçme sıklığını da tespit eder. Tüm bu verilerin birlikte değerlendirilmesi, gezegenin yıldızına olan uzaklığı ve kütlesi hakkında yaklaşık bir hesap yapılabilmesini sağlar.

Yani, yıllar içinde ölçülen yalpalama hareketinin şiddeti, gezegenin kütlesi hakkında bilgi sağlarken, yalpalamanın sıklığı ise gezegenin yıldızına olan uzaklığı hakkında fikir verir. Çünkü bir gezegen, yıldızına ne kadar yakınsa, o kadar kısa sürede yıldızın çevresinde bir tur döner ve aynı anda bir yalpalama hareketi tamamlanır. Ayrıca, kütlesi ne kadar büyükse, yıldızda yarattığı yalpalama hareketi de o kadar büyüktür. Çünkü yalpalama hareketi diye izah ettiğimiz olay; yıldızın, yörüngesinde dönmekte olan gezegenle oluşturduğu “ortak kütle merkezine” çekilmesidir.

Kepler'in Uzak Gezegen Tespiti
Yıldızın yörüngesindeki gezegenler, geçiş sırasında yıldızdan gelen ışığı etkiler ve Kepler bu değişimleri algılayarak gezegeni tespit eder.

Tüm bu veriler değerlendirilir, gereken hesaplamalar yapılır ve Kepler bu sayede, yaklaşık olarak Dünya boyutlarında ve kendi yıldızından uzaklığı bakımından, yaşanabilir kuşakta bulunan gezegenleri tespit etmiş olur.

Anlayacağınız, 23 Temmuz’da NASA tarafından yapılan duyurunun ardından gündeme oturan “Dünya benzeri gezegen” Kepler-452b’nin keşfedilmesi sırasında, Kepler bile gezegeni hiçbir zaman görmemiştir ve 1400 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegen, hiçbir teleskopla da görülemeyecektir.

Gerçeklerle yüzleştiğimizde, güneş sistemimizin cüce gezegeni olan Plüton’un, daha geçtiğimiz günlerde; 10 yıla yakın bir yolculuğun ardından Plüton’a ancak yakınlaşabilen Yeni Ufuklar (New Horizons) uzay aracının kamerası tarafından ilk kez net olarak görüntülenebildiğini ve Plüton’un sadece 0.0006 ışık yılı uzakta olduğunu hesaba katarsanız, ondan milyonlarca kat uzaktaki bir gezegenin görüntülenmesini beklemenin neden imkansız olduğunu anlayabilirsiniz.

Kepler-452b’yi Özel Yapan Nedenler

Peki, bu gezegeni, Kepler’in bugüne kadar keşfettiği 4696 olası Dünya benzeri gezegenden farklı kılan nedir? Kepler-452b, bu 4696 gezegen içinde, yıldızına olan uzaklığı ve kütlesi olarak Dünya’ya en çok benzeyen 4 uzak gezegenden biridir. Daha da önemlisi yaşanabilir kuşak içinde keşfedilen uzak gezegenlerin en küçüğüdür.

Bu güne dek yaşanabilir kuşakta keşfedilen uzak gezegenlerin en küçüğü olsa da, halen Dünya’dan yüzde 60 daha büyük olan Kepler-452b’deki yer çekimi ise tahminen Dünya’dakinin iki katıdır. Yıldızının etrafında dönüşü 385 gün süren bu gezegendeki yıllar, Dünya’dakinden sadece 20 gün uzundur.

Tabii ki bu bilgiler, gezegenin atmosfer ve yüzey yapısı hakkında bilgi vermekten uzak olduğundan, Kepler-452b dâhil, Kepler’in keşfettiği tüm Dünya benzeri gezegenler, olası tanımıyla birlikte gelir.

NASA’nın duyurusuyla birlikte, Dünya’ya bire bir benzeyen gezegen görüntüleriyle verilen Kepler-452b hakkındaki bilgilerimiz gerçekte çok daha kısıtlıdır. Örneğin gezegenle ilgili eldeki verilere dayanarak, değil yüzeyinde su bulunup bulunmadığını, “gezegenin katı bir yüzeyi var mı, yoksa tamamen gazlardan mı oluşuyor?” sorusunu dahi cevaplamak mümkün değildir.

Bu keşifler daha çok, keşfedilen bu gezegenlerin yüzeyinde sıvı halde su bulunma ihtimali bulunduğu ve Dünya’da bildiğimiz haliyle yaşamı destekleyebilecek sıcaklık, yer çekimi ve atmosfer koşullarına sahip olabileceği anlamına gelir. Tabi ki Kepler-452b’yi özel yapan detaylardan biri de, etrafında döndüğü yıldızın güneşimize çok benzer olması. Kepler 452 olarak bilinen yıldız, güneşimiz ile yaklaşık olarak aynı kütleye ve sıcaklığa sahipken, sadece yüzde 20 daha parlak görünmektedir.

Güneşimizden 1,5 milyar yıl daha yaşlı olduğu hesaplanan Kepler 452 yıldızı için bu durum, yaşı itibariyle değişim geçiren ve eskisine nazaran yüzde 10 daha fazla ısı yayan bir duruma ulaştığı anlamına geliyor.

Bu ise, eğer Kepler-452b geçmişte üzerinde okyanusların ve hatta bildiğimiz anlamıyla hayatın bulunduğu, tamamen Dünya’ya benzeyen bir gezegense bile, komşumuz Venüs gibi, yaşadığı küresel ısınma sebebiyle okyanuslarının buharlaşıp yok olduğu bir evreye geçmiş olabileceği demek oluyor.

Bu durum bilim insanlarınca, güneşin yaşlanmasıyla birlikte Dünya için de kaçınılmaz son olarak görülmektedir. Neyse ki Dünya’nın bu tehlikeyle karşılaşması için en az bir milyar yılı daha var.

Son olarak gezegenin adına değinmek istiyorum. Kepler uzay teleskobunun gözlediği yıldızlar basitçe, Kepler-X şeklinde numaralandırılır. Bu yıldızların yörüngesinde bulunduğu keşfedilen gezegenler ise sırasıyla a, b, c… şeklinde alfabedeki harflerle isimlendirilir. Kepler-452b ismi, Kepler-452 yıldızının çevresinde dönen ikinci gezegen anlamına gelir.

DMCA.com Protection Status
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan 4 oy ile 4,75/5
Yükleniyor...

TeknoBilig

TeknoBilig'in amacı, teknoloji ve bilim dünyasındaki günlük gelişmelerden seçilen ve dış kaynaklardan derinlemesine araştırılan konuları; sıkıcılıktan uzak, kendini tekrar etmeden ve özgün bir biçimde Türkçe makale ve haber yazılarına dökerek, www.teknobilig.com'da yayınlamaktır.